9/2/2010 · Kategori: RESIMLER BOLUMU

    Dünyanın en ilginç otelleri - Fotogaleri 

    Turistler her zaman değişik ve ilginç olana ilgi gösteriyorlar. Bunu çok iyi bilen ve uygulamak isteyen girişimci turizmciler kalıplarını kırarak ilginç arayışlara yönelmiş ve ortaya da işte bu enteresan sonuçlar çıkmış.

     

    Dünyanın en ilginç otelleri - Fotogaleri

     

    Turizmciler değişik arayışlara yönelmiş ve aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkmış. İlginç olduğu kadar para da kazandıran oteller.

    İsviçre'nin Zürih şehri  yakınındaki Null Stern (Almanca 'sıfır yıldız'), çok sayıda ünlü otel ile birlikte Geo dergisinin 'top 100' listesinde kendine yer buldu.

    Ayrıca konuklar sabah sıcak bir banyo yapma lüksünü de tamamen unutmak zorunda.

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    DİĞER RESİMLER İÇİN TIKLAYIN

     

     

    Haber7 Resim galerisinden alınmıştır

     

    Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz


  • 9/2/2010 · Kategori: EGITIM HABERLER

    Neden verimli ders çalışamıyorsunuz? 

    Müzik dinlemek, TV seyretmek, yatarak ders çalışmak ve uzun süre bilgisayar kullanmak gibi verimli ders çalışmayı engelleyen pek çok faktör vardır. Ancak bu engelleyici faktörleri ortadan kaldırmak için öncelikle bir hedefiniz olmalı ki bu hedefe ulaşmak için çaba göstermelisiniz.

     

    Neden verimli ders çalışamıyorsunuz?

     

    Cemal Kondu'nun makalesi

    Değerli gençler; unutmayalım, hayatta zor ve güzel olan şeylere fedakârlık yapılmadan ulaşılamıyor. Kazanacağınız başarı ve mutluluğu düşünerek kendinizi motive edebilirsiniz ve hayatınızdan yukarıda saydığımız engelleri kısa bir süre de olsa -yani başarıyı elde edene kadar- kaldırabilirsiniz.

    Öğrencinin ders çalışırken veya çalışma zamanının dışında verimini düşüren faktörler vardır. Bunlar müzik dinlemek, TV seyretmek, yatarak ders çalışmak ve uzun süre bilgisayar kullanmak vb.

     Zihin dağınıklığına yol açan faktörlerden bir tanesi de yatarak ders çalışmayı denemektir.

    Bu tip çalışmanın sonucu bellidir. Öğrencinin derin bir uykuya dalması ve vaktinin birçoğunu uykuyla geçirmesidir. Uzanıldığında vücut gevşemeye başlar. Vücudun gevşemesini beyin uykuya ön hazırlık olarak algılar. Bir süre sonra ise uyuma gerçekleşir. Beyne daha sağlıklı bir mesaj göndermek için mutlaka çalışma masasında ders çalışmalısınız.

     Özellikle televizyonun öğrenmeye olumsuz etkileri vardır. Bilimsel araştırmalar aşırı televizyon seyreden insanların monotonlaştığını, sosyal ilişkilerinin zayıfladığını ve zamanının çoğunu boşa harcadığını göstermiştir. Alman Prof. Bern Fischer`e göre; iki saat televizyon seyretmek suretiyle beynin uyarımdan yoksun bırakılmasının beyinde oluşturduğu tembelliği gidermek için bir hafta zihin egzersizi yapmak gerekir.

     Hele televizyon açıkken ders çalışmayı hiç denemeyin. Dikkatinizi toplamada bir hayli zorlanırsınız. Çünkü televizyonda ses ve görüntü olmak üzere iki tane dikkati dağıtıcı unsur vardır. Televizyonun diğer bir özelliği de bağımlılık yapmasıdır. Düğmesi kapalı iken hâkimiyet sizde iken düğmeye dokunduğunuz anda hâkimiyet ona geçer. Siz onu yönettiğinizi sanırken o sizi yönetir. O esnada yayınlanan programlar bireyi ders çalışmaktan uzaklaştırır. Onun için kısa süre için verdiğiniz dinlenmeleriniz de bile televizyondan uzak durun.

     Bilgisayar ve internet bizlere sınırsız bilgi hazinelerinin kapısını açsalar bile ders çalışmak için ayrılan zamanın büyük bir kısmını alıp götürmekteler. Gençlerin çoğu sanal âlemde özgürce dolaşırken gerçek âlemde akıp giden zamanın farkında olamamaktalar. Ekranda açılan birçok pencere üniversiteye giden yolların birkaçının kapanmasına neden olabileceği akıldan çıkartılmamalı. Bunları söylerken bilgisayar, televizyon, internet gibi günümüz teknolojisinin sunduğu imkânları reddetmiyoruz. Ama onların yerli yerinde ve zamanında kullanılmasını istiyoruz. Ülkemizde birçok insan televizyonu vakit geçirmek, bilgisayarı oyun oynamak, interneti de chatleşmek için kullanıyor.

     İnsanlarda en eksik şeylerden birisi de ne yazık ki sabırlı olma ve iradeyi doğru kullanabilme özelliği. Çalışma isteğini uzun bir süre koruyabilmek kolay bir şey değil. Çünkü insanoğlu yapı olarak, verdiği çabanın karşılığını hemen görmek istiyor. Bir başka deyişle beklemeye tahammülü yok. Ama şu da başka bir gerçek ki bu tahammülü gösterenler başarıyı elde ediyor. O nedenle kendinizde gevşeklik hissettiğiniz zamanlarda silkinip, niçin çalışmanız gerektiğini, bu çalışma sonucu hayatınızda gelecek adına nelerin değişeceğini düşünmeye gayret edin. Her insan gezip - tozmak, eğlenmek, arkadaşlarıyla vakit geçirmek ister; ama bu isteklerine ket vuranlar bir başka deyişle; şu anı değil, istikbalini düşünenler başarıya bir adım daha yakınlar.

    Bazı öğrenciler ders çalışma isteğinin azalması sonucu yaşadığı olumsuzluklar nedeniyle ümitsizliğe düşebiliyor.

     Sizi harekete geçirecek olan ümidinizi yitirdiğiniz an, tekrar toparlamanız olacaktır.

    Hayallere dalmak, endişelere kapılmak, zamansız telefon görüşmeleri yapmak, çalışırken bir şeyler atıştırmak da dikkati dağıtan etkenlerdendir. Bunun için yapılması gereken bu etkenleri ortadan kaldırarak verimli çalışmayı sağlamak.

     Hayallerin etkisinden kurtulmak ve gücünden faydalanmak istiyorsanız mutlaka kazanmayı hayal edin. Endişeleriniz var ise bu yeterince çalışmadığınızın bir göstergesidir. Endişeleri ortadan kaldırmanın en iyi yolu yeterince çalışmaktır. Yani endişeyi ortadan kaldırıncaya kadar çalışmak...

    Değerli gençler unutmayalım hayatta zor ve güzel olan şeylere fedakârlık yapılmadan ulaşılamıyor. İnsanlar binlerce yıl bu teknolojik unsurlar olmadan bir şeyleri icat etmiş, değerli olan birçok sanat eserini ortaya koymuşlardır. Kazanacağız başarıyı, elde edeceğiniz mutluluğu düşündüğümüzde TV, bilgisayar, İnternet, cep telefonu ve benzeri şeylerin belli bir süreliğine hayatımızda olmasa ne kaybederiz?

     Bilim adamlarına göre beyni aynı anda etkileyen birden fazla uyarıcı alabilir. Ancak dikkatini tek bir noktaya odaklamak önemli. Örneğin karşınızda duran birçok nesneye aynı anda bakabilirsiniz. Ama sadece birisine dikkatinizi yoğunlaştırarak net bir şekilde görürsünüz. Ders çalışırken müzik dinlediğinizde de beyne birden fazla uyarıcı göndermiş olursunuz. Beyin ise bunlardan sadece birine yoğunlaşır. Yani beyin ya müzikle meşgul olur ya da ders ile. Beyin ders ile meşgul ise müzik dinlememiş, eğer müzik ile meşgul olmuş ise ders çalışmamış olabilir. Beyin aynı anda birden fazla uyarıcı ile karşı karşıya kaldığında sıkılmaya başlar ve aktifliğini yitirir. Bu da öğrencinin ders çalışmaktan sıkılarak çalışmayı bırakmasına neden olur. Ayrıca çalışırken arka planda dinlenilen müzik gerginliğe ve yorgunluğa yol açar. Sonuç olarak birey çalışmanın verimini düşürür ve çalışmayı sıkıcı hale getirir.

    www.superbeyin.net


    Haber7 den alıntıdır.




    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


  • 9/2/2010 · Kategori: KITAP

    Kiliseler Birliğinin Hz.Muhammed kararı 


    Avrupa Kiliseler Birliği'nin "Kuran'ın Allah Kelâmı ve Hz. Muhammed'in ise Hz. İbrahim'den beri gelen Peygamberler zincirinin bir halka­sı olduğunu ve asla sahte peygamber olamayacağını itiraf ettik" dediği belgelendi.

     

    Kiliseler Birliğinin Hz.Muhammed kararı

     

    Foto GaleriVideoyu izlemek için tıklayın

    "Bu toplantıda Kuran'ın Allah Kelâmı ve Hz. Muhammed'in ise Hz. İbrahim'den beri gelen Peygamberler zincirinin bir halka­sı olduğunu ve asla sahte peygamber olamayacağını itiraf ettik"

    İnanılması güç ama bu ifadeler Avrupa Kiliseler Birliği üyesi Hıristiyan Dünyasının önde gelen saygın isimleninin altına imza attığı bir toplantıda alınmış ortak karar.

    TARİHİ İTİRAF  

    Avrupa Kiliseler Birliği'nin 5 -10 Mart 1984 tarihleri arasında Avusturya'nın Pölten Şehri'nde gerçekleştirdikleri konferansta Hz. Muhammed'in Hak Peygamber olduğunu ve Kuran'ın Allah Kelamı olduğunu kabul ve tastik ettikleri ortaya çıktı.

    Avrupa Kiliseler Birliği Konferansı'nın Pölten'de gerçekleştirdiği konferansta aldıkları kararlar, 1985 yılında Cenova'da basılan "Seküler Avrupa'da Allah'a Şehadet" adlı kitapçıkta yayınlandı.

    Kitapçığın orijinal metni, toplantıya hangi isimlerin katıldığı ve tamamının Türkçe çevirisi, Prof. Dr. Ahmet Akgündüz'ün yayına hazırladığı, Popüler Kitaplar etiketiyle neşredilen Çan'dan Minare'ye Büyük İtiraf adlı kitapta yayınlandı.  

    Çan

    KİTAP'TAN

    "Bu sebepledir ki; Hristiyanların Muhammed'i bu gele­nek içinde bir peygamber olarak kabul etmeleri mümkündür. Bununla birlikte, bizim Müslüman arkadaşlarımızın iki anlayış arasındaki bazı ince farklılıkları anlayacaklarını umut ediyoruz; zira Hristiyanlar vahyin ancak diğer peygamberlerden daha bü­yük olana gelebileceğine inanmaktadırlar..."

    Kitapta yer alan bilgilere göre, "Avusturya'dan 3 papaz; Belçika'dan 2; Kıbrıs Ortodoks Kilisesinden 1; Rusya'dan 2;Danimarka'dan 2; Finlandiya'dan 1; Fransa'dan 2, Alman Kiliselerinden 7; ingiltere'den 7; Yunanistan'dan 1; Macaristan'dan 1; italya'dan 1; Hollanda'dan 2; Norvei'den 1; Polonya'dan 1; Portekiz'den 1; Romanya'dan 1; İspanya'dan 1; İsviçre'den 2; Rus Ortodoks Kilisesinden 1; Katoliklerden Thomas Michel ve 3 papaz daha; Amerikan İncil Cemiyeti'nden bir temsilci; Luter Dünya Federasyonundan bir temsilci; Ortadoğu Kiliseler Konseyi'nden bir temsilci; Dünya Kiliseler Birliği'den bir temsilci; Bazı Müslüman ülke temsilcileri ve Genel Sekreter Drs. Jan Slop'un katıldığı toplantıda, alınan "Bu toplantıda Kuran'ın Allah Kelâmı ve Hz. Muhammed'in ise Hz. İbrahim'den beri gelen Peygamberler zincirinin bir halka­sı olduğunu ve asla sahte peygamber olamayacağını itiraf ettik" kararına itiraz edenler de vardı.

    MÜSLÜMAN ÜLKELERDEN GELEN HIRİSTİYAN TEMSİLCİLER İTİRAZ ETTİLER

    Bu kararlara özellikle Müslüman ülkelerden gelen temsilci­lerin, "Eğer bu kararları dünyaya ilân edersek, İslam dünyasında Hristiyan kalmaz ve hepsi Müslüman olurlar" diye itiraz ettikleri görülüyor.

    KARARLARA KİLİSELER BİRLİĞİNİN WEB SAYFASINDA YER VERİLMEDİ

    Kiliseler Birliği'nin 1959 yılından beri yaptıkları toplantılar ve konuların yer aldığı web sitesinde 1984 yılında yapılan toplantı ve konusuna yer verilmiyordu.

    1984 tarihli konferansın yer verilmediği liste şu şekilde

    1959 Nyborg, Denmark: "European Christianity in Todays Secularized World = Seküler Dünyada Avrupa Hristiyanlığı."

    1960 Nyborg, Denmark: "The Service of the Church in a Changing World = Değişen Dünyada Kilisenin Rolü."

    1962 Nyborg, Denmark: "The Church in Europe and the Crisis of Modern Man = Avrupa'da Kilise ve Modern İnsanın Krizi."

    1964 m.v. Bornholm (at sea): "Living Together as Continents and Generations = Kıtalar ve Nesiller Olarak Birlikte Yaşama."

    1967 Pörtschach, Austria: "To Serve and Reconcile: the Task of the European Churches Today = Avrupa Kiliseleri'nin Birleştirici Rolü."

    1971 Nyborg, Denmark: "Servants of God, Servants of Men? = "Allah'ın Kulları veya İnsanların Köleleri"

    1974 Engelberg, Switzerland: "Act on the Message - Unity m Christ and Peace in the World = "Dünyada İsa'da Birlik ve Banş."

    1979 Chania, Crete: "Alive to the World in the Power of the Holy Spirit = Kutsal Ruhun Gücüyle Dünyayı İhya."

    1986 Stirling, Scotland: "Glory to God and Peace on Earth = Allah'ı Teşbih ve Yeryüzünde Barış"

    1992 Prague, former CSFR: "God Unites - in Christ a New Creation."

    1997 Graz, Austria: "Reconciliation, Gift of God and Source of New Life = Allah'ın Hediyesi ve Yeni Bir Hayatın Kaynağı"

    2003 Trondheım, Nonvay: "Jesus Christ Heals and Reconciles: Our Witness in Europe = Hz. Isa Manen Tedavi Eder ve Bizi Birleştirir"

    kullanPROF. AKGÜNDÜZ KAYIP HALKAYA ULAŞMAYI BAŞARDI

    Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, yaptığı araştırmalar ve kurduğu temaslar sonucucu söz konusu konfaransın içeriğinin yer aldığı kitapçığa zor da olsa ulaşmayı başardığını belirtiyor.

    Prof. Akgündüz, "7 yıldır Hollanda'da İslâm Üniversitesi'nin rektörlüğü­nü yapıyorum ve Hz. Muhammed'in (sav) verdiği müjde­nin gerçekleşeceği günleri bekliyorum. Bütün sıkıntılara rağ­men beni orada tutan sebep, Hz. Peygamber'in verdiği müjde ve Bediüzzaman'ın ısrarla bu müjdenin gerçekleşeceğine dair tespitleridir. Ancak yeni Papanın olumsuz beyanları, Avrupa Devletleri'nin menfî yaklaşımları, Danimarka'daki karikatür olayları, Hollanda'da Wilders gibilerin olumsuz hareketleri, Batıda ve Amerika'da artarak devam eden "Islâmofobi parano-yaklığı" bu ümitlerimizi kırıyordu. Ancak Hollandalı bir araştırmacı ve papazın bana ve de­ğerli meslektaşlarıma yaptığı bir sitem bizi uykudan uyandır­dı. Bu uzun yıllar papazlık yapmış olan insan, daha sonra bu kararları değerlendiren bir makale yazmış ve adını şöyle koy­muş: "Hristiyanların Hz. Muhammed'i Tanımasıyla Alâkalı Tartışmalar." Bu meslektaşımız şunu haykırıyordu: "Siz Avrupalılara ve Hristiyanlara sitem ederken, kendi ku­surlarınızı görmüyorsunuz. Rotterdam İslâm Üniversitesi gerçek manada diyalogun ve Peygamberinizin verdiği müjdeyi gerçek­leştirecek bir adım. Daha ötesi var. Ben size Müslümanların ma­alesef değerlendiremediği ve sonra da ortadan kaldırılmaya ça­lışılan Kiliseler Birliği'nin tarihî bir kararından bahsedeceğim" diye özetliyor bu tarihi belgeyle kendisini buluşturan olayları.

    HZ. MUHAMMED'İN HADİSİ ŞERİFİ IŞIĞINDA YAPILAN YORUM

    Akgündüz, kitapla ilgili olarak konuk olduğu Ülke TV'nin Sıradışı programında Turgay Güler'in sorularını yanıtlarken, bu eserin ne anlama geldiğini açıkladı ve Avrupa'dan bir İslami devlet doğacağını söyledi.

    Akgündüz'un bu öngörüsünün dayanağı, Ahmed İbn-i Hanbel'in "Müsned" adlı Hadis kitabında, Ebu Davud, İbn-i Mace ve İbn-i Hibban'ın "Sünen" adlı eserlerin­de ahirzaman ile alâkalı olarak kaydettikleri çok önemli bir hadis: "Bir gün gelecek Hristiyanlarla (Rum ile) tam bir emni­yet içinde barış yapacaksınız. Siz ve onlar yani Müslümanlar ve Hristiyanlar, kendilerinin dışında müşterek bir düşman ile bir­likte savaşacaksınız. Galip gelecek ve çok kazanımlar elde ede­ceksiniz. Sonra tepeli bir çayıra konaklayacaksınız."

    "Bu hadisi belli yerlerde Bediüzzaman da kullanmakta­dır" diyor Akgündüz ve ekliyor, bir kısım İslam alimleri bu Hadis'in, Hıristiyan alemi tarafından "Har-Magedon" veya "Armageddon" adıyla bilinen ve hayır ile şerri birbirinden ayıracak ve dünyanın sonunu getirecek savaş olduğunu açıkladıkları kıyamet alameti olaya işaret ettiğini zikretmektedirler. Bazıları ise Avrupa ve Amerika ile Müslüman Alemi arasında çıkacak büyük bir savaşa işaret ettiğini izah ediyorlar. Ancak biz buna katılmıyoruz. Bediüzzaman'a göre bu ortak düşmün dinsizlik cereyanıdır. Doğru yorumun Bediüzzaman tarafından yapıldığına inanıyoruz"

    "Meşrutiyet yıllarında Ezher şeyhlerinden Şeyh Bahit, Bediüzzaman Said Nursi’ye sorar: Avrupa ve Osmanlı konusundaki görüşün nedir?”  Bediüzzaman şu cevabı verir: “- Avrupa bir İslâm Devletine, Osmanlı Devleti de bir Avrupa devletine hâmiledir. Bir gün gelip doğuracaklardır." Aradan 10-15 sene geçmeden Osmanlı doğurur. Avrupa henüz doğumunu yapabilmiş değildir. Ancak doğum sancıları çoktan başladı. Bu belge bunun en önemli kanıtıdır diyor" Prof. Dr. Ahmet Akgündüz. 

    Prof. Dr. Ahmet Akgündüz'ün konuk olduğu Ülke TV'deki Sıradışı programına video kısmından ulaşabilirsiniz.

    Habere konu olan kitapla ilgili teknik bilgilere ve internet üzerinden sipariy şartlarına bu linki kullanarak ulaşabilirsiniz.   


    HABER7.COM

     

     

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


  • 8/2/2010 · Kategori: EGE HABER

    100 genç 100 saat ders aldı

     
     

    Balçova Belediyesi ile İzmir Ekonomi Üniversitesi'nin İzmir Kalkınma Aansı (İZKA) tarafından desteklenen 'İş Sizsiniz' projesinde Balçova'da yaşayan üniversite mezunu 100 genç, 100 saatin üzerinde ders aldı.

     

     

    Geçtiğimiz Temmuz ayında başlayan projede, İngilizce dersiyle yola çıkan gençler, dersleri aksatmıyor. Bölgesel kalkınmanın hedeflendiği projede 100 genç, 6 ay boyunca 25'er kişilik sınıflarda ders aldı. İEÜ'de görevli 10 İngilizce okutmanından okuma, konuşma, dinleme ve yazma eğitimi alan gençler, aynı zamanda iş bulma süreci ve iş hayatları boyunca kişisel gelişimlerine katkı sağlayacak sunumlara katıldı. Proje Koordinatörü Özge Can Özenç, öğrencilere zaman yönetimi dersi de verildiğini bildirdi.

     

     

    yeniasir.com.tr/

     

     

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


  • 8/2/2010 · Kategori: EGE HABER

    Hem sakin hem yeşil

     
     

    "Biz yandık siz yanmayın" sloganı ile başlatılan kampanya kapsamında düzenlenen kompozisyon ve resim yarışmasının sonuçları açıklandı


    MUSTAFA KARABULUT (SEFERİHİSAR)

    Seferihisar'ın Doğanbey mahallesinde geçtiğimiz ağustos ayında meydana gelen ve 5 bin hektar alanın kül olmasıyla sonuçlanan orman yangınından sonra, 'Biz yandık siz yanmayın' sloganı ile başlatılan ağaçlandırma kampanyası devam ediyor. Kampanya, bir yandan ağaçlandırma çalışmalarıyla sürerken, diğer yandan da eğitim seminerleri, kompozisyon ve resim yarışmalarıyla taçlandırılıyor.

    İLGİ GÖRDÜ
    Seferihisar Kaymakamlığı desteğinde, Seferihisar Belediyesi ve Ege Orman Vakfı işbirliğinde başlatılan kampanya kapsamında, ilçedeki ilk ve orta dereceli okullarda eğitim seminerleri ve kompozisyon yarışmaları düzenlendi. Seminerlerde orman bilincinin aşılanması ve koruma duygusunun geliştirilmesine yönelik slayt gösterileri ve anlatımlar gerçekleştirildi.
    Seferihisar Belediyesi Eğitim Müdürlüğü personellerince sürdürülen orman kavramının tanımlanmasından ormanların yaşamımızdaki önemine, faydalarına, insan eliyle nasıl yok edildiğine ve nasıl korunması gerektiğine ilişkin ayrıntılara girildi. Seminerlerin sonunda Milli Eğitim Müdürlüğü ile koordineli biçimde, ağaç dikimleri gerçekleştirildi.
    Ormanların korunmasında yeşil sevgisinin ve eğitimin çok önemli olduğunu kaydeden Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, "Bu bilincin küçük yaşlardan verilmesi gerekir. Biz de bu amaçla okullarımızda çeşitli faaliyetler yürütüyoruz. 'Biz yandık, siz yanmayın' kampanyası bundan sonra da farklı etkinliklerle devam edecek" dedi.

    Birinciler belli oldu
    Seferihisar Belediyesi ile Ege Orman Vakfı arasında imzalanan sözleşme doğrultusunda, okullar arasında düzenlenen resim ve kompozisyon yarışmasının sonuçları açıklandı. Dereceye girenlere ödülleri verildi. Seferihisar Belediyesi Yeni Kültür Sarayı'nda Seferihisar Kaymakamı Şakir Erden, Belediye Başkanı Tunç Soyer, Ege Orman Vakfı Temsilcisi Yasemen Bilgili, İlçe Milli Eğitim Müdürü Erol Faik Birlik, Orman İşletme Şefi Mustafa Pervanlar, öğretmenler, öğrenciler ve vatandaşların katıldığı törende resim dalı birincisi Doğanbey İlköğretim Okulu öğrencisi Mustafa Baykara, kompozisyon dalı birincisi de Asil Nadir Çok Programlı Lisesi öğrencisi Yudum Kaçıral olarak açıklandı.

     

    yeniasir.com.tr

     

     

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


  • 8/2/2010 · Kategori: SAGLIGIMIZ

    Hastalık canavarı molekül...

     
     

    AIDS, grip ve Ebola gibi birçok virüse karşı etkili olabilen molekül bulundu.

     

     

    Los Angeles Üniversitesinden Mike Wolf ve ekibinin, laboratuvarda ve fareler üzerinde yaptığı araştırma, LJ001 kod adı verilen molekülün birçok virüse karşı etkili olabileceğini gösterdi. Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde yayımlanan araştırmada bilim adamları, LJ001'in Ebola, grip, AIDS, Hepatit C, Rift vadisi humması gibi zarflı tüm virüslere karşı etkili olabileceğini belirtti. Fareler üzerinde yapılan araştırmada, LJ001 ile tedavi edilen, Rift vadisi hummasına yakalanan hayvanların tümü, Ebola'ya yakalananların ise yüzde 80'i hayatta kaldı. Araştırma, Fransız "Le Point" dergisinde de yer alıyor.

     

     

    yeniasir.com.tr

     

     

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


  • 8/2/2010 · Kategori: BILIM VE TEKNOLOJI

    Genlerdeki değişim yaşlanmaya bağlı olabilir

     
     

    Genlerdeki değişimlerin biyolojik yaşlanmayla bağlantılı olabileceği bildirildi.

     

     

    Londra'daki King's College ile Leicester üniversitelerinden bilim adamları, yaşlanmayı, biri kişinin yaşına bağlı olan "kronolojik", diğeri hücrelerin yaşlanmasına bağlı "biyolojik" olmak üzere iki türe ayrıldığını belirledi. Leicester Üniversitesi'nden Nilesh Samani, DNA'sında "telomer" adı verilen bileşenin uzunluğu veya kısalığına göre insanların ömrünün değiştiğini, birçok hücrede telomerlerin, hücreler bölündükçe ve yaşlandıkça kısaldığını, telomerlerin biyolojik yaşın bir göstergesi olarak kabul edilebileceğini açıkladı. Samani, özel bir gen değişimine sahip kişilerde daha kısa telomerler bulunduğunu, yani biyolojik olarak daha yaşlı göründüklerini belirtti.

    Gen değişiminin TERC adı verilen ve telomerlerin uzunluğunun korunmasında önemli rol oynayan genin yakınında bulunduğunu belirten bilim adamları, 500 binden fazla gen farklılığını inceledi. Samani, kalp hastalıkları, bazı kanser türleri gibi yaşa bağlı hastalık riskinin kronolojik yaştan çok biyolojik yaşla bağlantılı olduğunu gösteren bazı kanıtlar bulunduğunu da ifade etti. "Nature Genetics" dergisinde yayımlanan araştırmaya imza atanlardan Tim Spector da "Araştırmanın, bazı kişilerin genetik olarak daha çabuk yaşlanmaya programlandığını öne sürdüğünü" vurguladı. Araştırma, yaşa bağlı hastalıkların daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir. Birleşik Krallık'ta yayımlanan tıp dergisi BMJ'de yer alan bir araştırma da yaşından genç göstermenin, daha uzun bir ömrün işareti olabileceğini ortaya koymuştu.

     


    yeniasir.com.tr

     

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


  • 8/2/2010 · Kategori: EGE HABER

    Sevgililer günü Çeşme'ye full çektirecek

     
     

    İlçe'de 14 Şubat doluluk oranı yüzde 100'lere ulaşacak

     

     


     

    Türkiye'nin gözde turizm merkezlerinden Çeşme'deki otel doluluk oranının, 14 Şubat Sevgililer Günü'nde yüzde 100'e ulaşacağı bildirildi. Çeşme Turistik Otelciler Birliği (ÇEŞTOB) Başkanı Veysi Öncel, yaptığı açıklamada, sevgililerin özel günü en güzel şekilde kutlaması için ilçedeki otellerin birbirinden çekici programlar hazırladığını belirtti. Volkan Konak, Fedon gibi isimleri Çeşme'deki otellerin sahnelerinde ağırlayacaklarını anlatan Öncel, uygulanan özel programların yanı sıra ilçenin İzmir merkeze yakınlığı ve ziyaretçilerine termal olanağı sunmasının, tercih edilmesinde büyük rol oynadığını ifade etti. Çeşme'deki otellerin Sevgililer Günü'nde doluluk oranının yüzde 100'e ulaşacağını kaydeden Öncel, ilçede 13-14 Şubat günlerinde konaklama bedelinin 75 liradan başladığını açıkladı.

    ÇEŞTOB Başkan Yardımcısı Abdullah Aküzüm ise 13 Şubat akşamı için otellerdeki tüm odaların dolduğunu söyledi. Sevgililerin Çeşme'yi tercih etmesindeki ilk nedenin, ilçedeki önemli otellerin kaliteden ödün vermemesi olduğuna işaret eden Aküzüm, şu bilgiyi verdi: ''10 müşteri de olsa, 1000 müşteri de olsa kaliteden ödün vermiyoruz. Başka yerlerde belki kampanyalar düzenlenince ziyaretçi hizmet göremiyor. Örneğin biz kendi otelimizde kışın bile 225 personel ile hizmet veriyoruz. Açık büfemizi, akşam yemeğimizi 'Bu müşteri, kampanya müşterisidir' diye değiştirmiyoruz. Misafirlerimize bu kaliteden ödün vermediğimiz için 3 lira daha fazla ödeyip bize geliyorlar. Termalin de büyük fonksiyonu var. Çeşme'de evi olanlar bile, evlerini açmadan otelde konaklıyor, termalden faydalanıyor, dinlenip öyle ayrılıyor.''

     

     

     


    yeniasir.com.tr

     

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


  • 8/2/2010 · Kategori: EGITIM HABERLER

    Özel okullar SBS'ye göre öğrenci alacak 


    Türkiye Özel Okullar Birliğinden yapılan açıklamada Türk ve yabancı özel okullara öğrenci alımına alımına ilişkin yeni bir düzenlemesi yapıldı. Buna göre özel okula girmek için şu şart gerekiyor:

     

    Özel okullar SBS'ye göre öğrenci alacak

     

    Türk ve yabancı özel okullar, ilköğretim 8. sınıf Seviye Belirleme Sınavı (SBS) sonucuna göre öğrenci alacak.

    Türkiye Özel Okullar Birliğinden yapılan açıklamada, bugüne kadar ''Özel Okullar Sınavı'' ile öğrenci alımı yapan Türk ve yabancı özel okulların, 2010-2011 öğretim yılında hazırlık sınıflarına, hazırlık sınıfı olmayanların lise 1. sınıflarına, ''ilköğretim 8. sınıf SBS sınavı'' sonuçlarına göre taban puan ilanı, ön kayıt ve kesin kayıt sistemiyle öğrenci alma konusunda fikir birliğine vardıkları bildirildi.

    Bu okulların 9 kişilik bir komisyon oluşturduğu belirtilerek, bu komisyonun 8. sınıf SBS sonuçlarına göre öğrenci almak isteyen okulların listesini oluşturarak, Milli Eğitim Bakanlığına sunacağı ve sınavla ilgili kayıt–kabul esaslarını belirleyeceği kaydedildi.

    AA

     

    Haber7 den alıntıdır.

     

     

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz


  • 8/2/2010 · Kategori: OTOMOBIL

    2009'un en güvenli 25 otomobili Galeri 

    Avrupa'nın en önemli otomobil güvenlik derecelendirme kurululuşu EuroNCAP'in 2009 yılında yaptığı testlerin sonucunu açıkladı. İşte 2009'da EuroNCAP'ten 5 yıldız almayı başaran 25 otomobil:

     

    2009'un en güvenli 25 otomobili Galeri

     

    Otomobil güvenliği ölçümü deyince Avrupa'da ve dünyada ilk akla gelen kuruluş olan EuroNCAP, 2009 yılında 30'un üzerinde otomobili çarpışmadan, yaya güvenliğine, çocuk yolcu güvenliğinden kamçı etkisine kadar değişik alanlarda test etti.

    Kendimizin ve ailemizin hayatını emanet ettiği otomobillerin artıları ve eksileri ortaya çıkarken, birçok otomobil de eksikliklerini görerek kendini geliştirmesine yardımcı olan EuroNCAP bağımsız yapısıyla da gerek üreticilerin gerekse tüketicilerin güven duyduğu bir kurum.

    EuroNCAP'ten 5 yıldız almayı başaran en güvenli 25 otomobilin galerisi için tıklayınız:

    www.ekotrent.com

    EKOTRENT

     

    Haber7 den alıntıdır.

     

     

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz

« Önceki Yazılar :|:

Saat Ve Tarih

Social Bookmarking
TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi
TurkeyRank.Com - TurkeyRank-Pagerank Servisi
hits counter