Image Hosted by ImageShack.us
OKULLAR KAPANMASIN

Koalalar ve penguenler yok olabilir

Koalalar ve penguenler yok olabilir 

İklim değişikliği, aralarında Avustralya koalaları ve imparator penguenlerinin bulunduğu onlarca hayvan türünü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktığı bildirildi.

Koalalar ve penguenler yok olabilir

Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da devam eden iklim konferansının yanı sıra Uluslararası Doğa Koruma Birliği adlı çevre grubu tarafından yayımlanan raporda, yükselen deniz seviyelerinin, okyanustaki asitleşmenin ve buzulların erimesinin, halihazırda kirlilik ve daralan yaşam alanlarıyla mücadele eden hayvan türlerinin büyük miktarda azalmalarına yol açtığı ifade edildi.

Çevre grubunun raporunda, karbondioksit emisyonları yüzünden yalnızca insanların değil hayvanların da zarar gördüğüne dikkat çekildi.

Raporda, soyu tehlikeye giren hayvanlar arasında "nemo" olarak tanınan palyaço balığı, deri sırtlı kaplumbağa, somon, arktik tilkisi ve beyaz balinanın da bulunduğu belirtildi.

AA

Haber7 den alıntıdır.

Yeni bir dinozor türü keşfedildi!

Yeni bir dinozor türü keşfedildi! 

Bilim adamları, Güney Afrika'da yeni dinozor türü keşfedildiğini bildirdi. Arka bacakları üzerinde yüpüyer dinozor türünün boyunun 1.7 cm olduğu tahmin ediliyor.

Yeni bir dinozor türü keşfedildi!

En büyük kara hayvanının nasıl evrimleştiğinin açıklanmasına yardımcı olabileceği düşünülen yeni dinozor türüne ilişkin iskelet parçaları, Witwatersrand Üniversitesinden fosil bilimci Adama Yates tarafından Johannesburg'da düzenlenen basın toplantısında gösterildi.

Yaklaşık 200 milyon yıl öncesinden, erken Jura dönemine (205.1 milyon yıl önce-142 milyon yıl önce) ait ot obur dinozor türünün arka bacakları üzerinde yürüdüğü ancak dört ayağı üzerinde durduğunda kalçaya kadar boyununun yaklaşık 1.7 metreyi bulduğu belirtildi.  

Yates ve ekibinin bulgularının İngiliz Royal Society dergisinde yayımlandığı kaydedildi.

Adam Yates, yeni bulgularının, erken dönem dinozorlarla altsoyları arasındaki kayıp evrimsel halkayı ortaya çıkardığını düşünüyor.

AA

haber7

İskenderun güvercini için patent başvurusu

İskenderun güvercini için patent başvurusu 

İskenderun Güvercini adıyla tanınan kuş cinsi için İskenderun Ticaret ve Sanayi Odası (İTSO) patent başvurusunda bulundu.

İskenderun güvercini için patent başvurusu

Basına tanıtım için gösterilen güvercinin ise Türkiye'de olmaması nedeniyle Suriye'den getirtildiği öğrenildi.

İTSO Başkanvekili Müfit Tennioğlu, düzenlediği basın toplantısında, tamamen saf bir ırk olduğu belirtilen İskenderun Güvercini için kökenini öğrenmek amacıyla Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Zooteknik bölümüne başvuruda bulunduklarını söyledi.

Üniversiteden gönderilen cevapta ''Yapılan uzun araştırmalar neticesinde İngilizlerin Scandaroon ve Bağdat, Almanların Bağdatte olarak adlandırdıkları birbirine akraba farklı ırklar içerisinde, dilimizde İskenderun olarak çevrilen güvercin ırkının kökeninin Güneydoğu Anadolu Bölgemizi de kapsayacak şekilde Orta Doğu ve İskenderun olduğu belirlenmiştir'' denildiğini anımsatan Tennioğlu, bu özel tip güvercinin İskenderun'a ait olduğunun kesinleşmesi için Türk Patent Enstitüsü'ne başvuruda bulunduklarını bildirdi.

Tennioğlu, bu güvercin türü için dünyanın birçok ülkesinde kulüpler kurulduğunu belirterek, ''Biz de kentimizin adını taşıyan bu güzel ve özel güvercine tam anlamıyla sahip çıkmak için çalışmalarımızı başlattık'' dedi.

Tennioğlu, belediye ile işbirliği yapılarak, bu kuş için özel üretme çiftliklerinin kurulabileceğini de ifade etti.

Öte yandan basın toplantısında gösterilen İskenderun Güvercininin, 1700'lü yıllardan sonra Türkiye'den başka ülkelere göç ettiği, tanıtımı yapılan güvercinin ise Türkiye'de bulunmaması nedeniyle Suriye'den getirtildiği öğrenildi.

AA

http://www.haber7.com

Köpeklerin anavatanı Çin çıktı

Köpeklerin anavatanı Çin çıktı

Köpeklerin ataları olan kurtların ilk defa 16 bin yıl önce Çin’in Yangzı nehrinin güneyinde evcilleştirildiği bildirildi.

Ria Novosti ajansının “Molecular Biology and Evolution” dergisine dayandırarak verdiği habere göre, köpek ve kurt türlerinin genleri incelenerek yapılan araştırmayla köpeklerin ana vatanının Çin’in Yangzı nehrinin güneyi olduğu belirlendi. İsveç Kraliyet Teknoloji Enstitüsünden Peter Savolainen ve meslektaşlarının yaptığı araştırmada, haberin devamı-->>

Bir haftada 9 bin kovan arı öldü

Bir haftada 9 bin kovan arı öldü

Aydın'ın Kuşadası ilçesinde bir hafta içerisinde 9 bin kovan arı öldü. Arıların ölüm nedenleri henüz bilinmiyor. Arıcılar zirai ilaçlama, arazi mafyası ve doğanın etkileri gibi nedenlerden şüpheleniyor.

Bir haftada 9 bin kovan arı öldü

Aydın'ın Kuşadası ilçesindeki arıcılar, umutlarını bu yıl bal üretimine bağlamıştı. Ancak hiç hesaplamadıkları arı ölümleriyle karşılaştılar.

Bir hafta içerisinde 9 bin kovan arı ölürken, 15 bin kovan arının da risk altında olduğu belirtildi.

Arıların ölüm nedenleri henüz bilinmiyor. Bölgede inceleme yapan Tarım Müdürlüğü yetkilileri olayı araştırıyor. Arıcılar ise her türlü olasılıktan şüpheleniyor.

Arıcalar, "Zararımız çok büyük. Yayla boş geçti, tüm beklentimiz arılardı. Arılarımız, herşey güzeldi ama bu kaza geldi başımıza. Bu beklentimizde gittikten sonra artık yapacağımız bir şey yok. Arıcı olarak üç ayımızı verdik, bütün emeklerimiz boşa gitti" şeklinde konuştu.

Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kadir Kılıç ise, "Her türlü ihtimal üzerinde duruyoruz. Bir sabotaj, zirai ilaçlama, arazi mafyasının işi olabilir, doğadan kaynaklanabilir. Ama şu anda menşei belli olmadığı için her türlü ihtimal üzerinde duruyoruz" dedi.

Arıcılar zararlarının karşılanması için yardım bekliyor.

AA

http://www.haber7.com/

Marmara'da balık çeşidi azaldı

Marmara'da balık çeşidi azaldı

Balıkesir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hatice Torcukoç, Marmara denizindeki balık türü çeşitliliğinin son derece azaldığını belirtti.

Marmara'da balık çeşidi azaldı

Sevinç-Erdal İnönü Vakfı bünyesinde yürütülen, ''Marmara Denizi'nin Değişen Oşinografik Şartlarının İzlenmesi'' projesinde çalışan Torcukoç, proje ekibiyle birlikte geldikleri Tekirdağ Yat Limanı'nda düzenlenen basın toplantısında, Marmara Denizi'nde az sayıda hani, mergant ve mezgit balıklarına rastladıklarını söyledi.

Marmara Denizi'ndeki balık türü çeşitliliğinin son derece azaldığına dikkati çeken Torcukoç, 1954 yılındaki balık çeşitlerinin tamamen tükendiğini ve özellikle 1970'li yıllardan bu yana ciddi bir aşağı eğim olduğunu ifade etti.

Sevinç-Erdal İnönü Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Güneş Gürseler de projede görev alan ekibin çalışmalarının 6 yıldır vakıf tarafından desteklendiğini bildirdi.

Marmara Denizi'nde 55 noktadan alınan numunenin incelendiğini belirten Gürseler, denizdeki değişim ve balık durumuna kadar tüm verilerin data sistemine kaydedildiğini söyledi. 

Ekibin yaptığı çalışmaların her yıl çeşitli kurumlar tarafından yayınlandığını ifade eden Gürseler, ''Çalışmaya bu yıl Tekirdağ Belediyesi de önemli ölçüde destek veriyor. Marmara Denizi'nde, hepimizin yaşadığı olumsuzluklar teknik olarak görülüyor. 10 yıl önce girdiğimiz Marmara'ya bugün giremiyoruz. Durum giderek kötüleşiyor'' dedi.

BİYOLOJİK ARITMA

Tekirdağ Belediye Başkan Vekili Levent Gündoğdu da Marmara Denizi'nden elde edilen bilimsel verilerin üzücü olduğunu bildirdi.

Gündoğdu, Belediye olarak İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ile ''denizin temizlenmesi'' ve ''biyolojik arıtmayı kurma'' konularını içeren protokol imzaladıklarını söyledi.

Marmara Denizi'nde balık popülasyonunun önemli ölçüde azaldığını belirten Gündoğdu, denizin temizlenmesi için tüm belediyelerin girişimde bulunması gerektiğini kaydetti.

  AA

Haber7

Avrupa, hayvan sever mi, hayvan yer mi?

Avrupa, hayvan sever mi, hayvan yer mi?

Geçtiğimiz günlerde Türkiye'yi hayvan düşmanı olarak tanımlayan ve hayvan haklarını devamlı ihlal etmekle suçlayan Avrupa hayvan severleri tarihlerinde hayvanlara neler yaptıklarını biliyorlar mı?

Avrupa, hayvan sever mi, hayvan yer mi?

Dünya Hayvan Hakları Konfederasyonu'na verdiği dilekçeyle Türkiye'yi hayvan düşmanı ilan eden Avrupa Hayvan Hakları komisyonu tarihte hayvanlara nasıl davrandıklarını biliyor mu acaba? 1888'de Fransız mahkemesinde idamla cezalandırılan kediyi; Kastilya Kraliçesi İzabella'nın güvercin başlarından yaptığı koleksiyonu; Bizans İmparatoru Kostantin'nin yılan kanından şarap içtiğini; ünlü İngiliz Başbakanı Churchill'in kendisini ısırdığı için tekmeleyerek öldürdüğü köpeğini hatırlayalım.

RAHİP KÖPEKLER RAHİBE KOYUNLAR

1096 yılında yapılan I. Haçlı seferinde Kudüs'ü ele geçiren haçlılar şehirdeki bütün Müslümanları katlettikleri gibi; Kudüs sokaklarındaki hayvanları da öldürdüler. Şövalye Leon tarafından yapılan katliamda binden fazla köpekle; binden fazla koyun kılıçtan geçirildi. Yapılan ayinde papazlar koyunları rahibe; köpekleri rahip diye kutsadı. Bu bölgeye Ortadoğu'nun ilk hayvan mezarı kuruldu.

SANIK KEDİ SUÇLU BULUNDU

Kaprisleriyle ve uşaklarına yaptıklarıyla adını Deli olarak duyduran Kraliçe X. Agustine 1888 yılında yapılan yaz balosuna çok sevdiği Leydi Visette'nin kedisiyle gitti. Ancak huysuzluğu üzerinde olan kedinin hışmına uğradı. Eli ve yüzü feci tırmalanan kraliçe soluğu Paris mahkemesinde aldı ve kediden şikâyetçi oldu. Kedi Kraliçe'nin ısrarıyla giyotinle idam edildi.

GÜVERCİN BAŞI KOLEKSİYONU

Gaddarlığıyla bilinen Kastilya kraliçesi İzabella "Radabat" kuş şehrini yıktırıp bir saray yaptırmak istedi. Halkın şehirden çıkmasını ve kuş bahçesinin derhal yıkılmasını emretti. Halk buna karşı çıkıp ayaklanınca olayların önüne geçemeyen Kraliçe,geri adım attı. Ancak tarihte eşine az rastlanan bir gaddarlığa adını yazdırdı. Askerlerine buradaki güvercinleri yemelerini ve kopan başlarını kendisine getirilmesini emretti. Bahçede bulunan 124 bin değişik tür güvercinin 110 bininin başı Kraliçe İzabella güvercinlerin başlarını saklamak için yaptırdığı kadife kutuya girdi.

YILAN ŞARABI

Av ve şaraba tutkusuyla bilinen Bizans İmparatoru Kostantin'i 1447 yılında düzenlenen bir av partisinde yılan soktu. Hekim Gregoryas sayesinde kurtulan imparator, bu olaydan sonra yılanlara merak sardı ama yılanların kendisine değil; kanına� 1448 Şubat'ında çıkardığı bir emirle ülkesinde ne kadar yılan varsa öldürülmesini ve kanlarından şarap yapılmasını emretti. Sarayda yapılan bu şaraptan imparatorun kanından olanlar içecekti. İmparator oğullarından Agustus ve Nikeferos'u bu şarabı içmedikleri için astırdı.

GİYİMİ TAVŞANDAN; NASİHATI MAHMUD'DAN

Çar I. Nikola Haziran 1836 'da uşaklarına kendisine tavşan derisinden bir elbise koleksiyonu yapmalarını emretti. Uşaklar 1000'e yakın tavşanın derisini diri diri yüzerek Çar Nikola'ya bir gardırop dolusu elbise yaptı. Çar yaptırdığı bu elbiselerden birini Osmanlı Sultanı II. Mahmud'a hediye etmek istediğinde, padişahtan tavşan neslini yok etmenin zararlarını ve yaptığının katliam olduğunu anlatan bir mektup aldı.

ÖLMEYİ HAK ETTİN

İngiliz Başbakanı Wiston Churchill Kontes isimli köpeğini çok seviyordu. Ancak 22 Mayıs 1919'da en sevdiği kol düğmelerini Kontes'in ağzında bulan Churchill çılgına döndü . "Sen ölmeyi hak ettin" diyerek eline aldığı beyzbol sopasıyla köpeğini bayılttı ve tekmeleyerek öldürdü.

(Yeni Şafak - Pazar)

haber7

Köpekbalığı Fransa'da plaj kapattırdı

Köpekbalığı Fransa'da plaj kapattırdı

Fransa'nın güneyindeki dünyaca ünlü "La Cote d'Azur" sahilinde köpekbalığı paniği yaşandı. Bir köpekbalığının 20 metre mesafeye kadar gelmesi, tatilcilere korkulu anlar yaşattı.

Köpekbalığı Fransa'da plaj kapattırdı

Cannes kentinin hemen yanındaki Antibes kasabası plajında bir köpek balığının, sahile yaklaşık 20 metre mesafeye kadar gelmesi, tatilcilere korkulu anlar yaşattı.

1 metre 20 santimetrelik köpek balığının sahile çok yaklaşması üzerine, plajın güvenlik sorumluları derhal kırmızı bayrak çekerek, tatilcilerin denize girmesini yasakladı.

Kasabanın turizm yetkilileri, bu sahillere "insana saldıran köpek balıklarının gelmesinin söz

AA

http://www.haber7.com/




Kediler insanı yönetiyor

Kediler insanı yönetiyor

İnsanların en eski dostlarından biri olan kedilerin özel bir mırlama biçimiyle sahiplerini "yönettiği" ortaya çıktı.

Kediler insanı yönetiyor

Sussex Üniversitesinde görevli araştırmacılar, kedilerin "talepkar" bir mırlama sesi sayesinde insanların dikkatlerini çekmeyi başardıklarını ve sahiplerini yemek vermeye ikna ettiklerini ortaya koydu.

Araştırmacılar, bebek "ağlamasını" çağrıştıran, olağandan farklı bu mırlama biçimiyle kedilerin, insanların duymazdan gelmeyi başaramadıkları bir ses çıkardıklarını belirtti.

Sonuçları Current Biology dergisinde yayımlanan araştırmayı yapan ekibin başkanı Karen McComb, BBC News'e yaptığı açıklamada, sabahları onu oldukça rahatsız edici ve ısrarcı bir mırlama ile uyandıran kedisinin esin kaynağı olduğu araştırmada, kedi sahiplerinden kedilerinin sesini kaydetmesini istediklerini söyledi.

McComb, kayıtları araştırmaya katılanlara dinlettiklerinde, kedi beslemeyen kişilerin dahi çok dikkat çekici ve nahoş buldukları "talepkar mırlamayı" ayırt ettiklerini bildirdi.

Doktor McComb, mırlamanın ne kadar ısrarcı ve rahatsız edici olduğunun, kedilerin bu sesi çıkarırken harcadıkları enerji miktarına bağlı olduğunun görüldüğünü de belirtti. McComb, kedinin mırlamasındaki frekans yükseldikçe, durumun "aciliyetinin" de arttığını kaydetti.

Daha önceki araştırmalar, evcil kedilerin çıkardığı seslerle insanların oldukça duyarlı olduğu bebek ağlaması arasında benzerlikler olduğunu ortaya koymuştu.

Kedilerin olağan mırlamalarında söz konusu sesin düşük seviyeden çıktığını belirten McComb, ''Ancak bunun insanlardan bir yanıt almalarını sağladıklarını anladıklarında bu sesi çarpıcı bir şekilde abartmayı öğreniyorlar'' dedi.

AA

http://www.haber7.com/

Keneye karşı keklik ve sülün

Keneye karşı keklik ve sülün

Tokat'ın Erbaa ilçesi Belediye Başkanı keneleri yok edecek panzehirin keklik ve sülünler olduğunu belirterek, ''Sülün ve Kınalı Keklim Üretim İstasyonu''nun örnek alınmasını istedi.

Keneye karşı keklik ve sülün

Belediye Başkanı Ahmet Yenihan, yaptığı açıklamada, kenelerle mücadelede yeni bir yöntem geliştiren belediyelerinin, yetiştirilen sülün ve kekliklerle kenelere karşı savaş açtığını söyledi.

Bu çalışmalarının Tarım ve Köyişleri Bakanlığına model olduğunu aktaran Yenihan, ilçede ilk kez 2005 yılında kurulan Sülün ve Keklik Üretim İstasyonu'nda yetiştirilerek doğaya salınan keklik ve sülünler sayesinde Erbaa'da kene varlığının gözle görülür oranda azaldığını kaydetti.

İlçelerinin Tokat'ta kenelerden en az etkilendiğini ve vaka sayısı konusunda en son sıralarda yer aldığını vurgulayan Yenihan, hedeflerinin ölüm saçan kenelerin doğal yollarla yok edilmesi olduğunu belirtti.

Yenihan, ''Doğal yollarla keneleri yok edecek silah'' olarak tanımladığı kekliklerden bu yıl bin 200 adet, sülünlerden ise 700 adet daha doğaya bırakmayı hedeflediklerini söyledi.

Kenelerle mücadele kapsamında doğaya keklik ve sülün salınmasından sonra 3 yılda gözle görülür oranda kene vakalarında azalma olduğunu aktaran Yenihan, açıklamasını şöyle sürdürdü:

''Erbaa'da kene bu sene yok denecek kadar az. Kene ile ilgili vaka çok az duyduk. Ama kenelerin çoğaldığını, VİP salonlarına ve evlere kadar girdiğini duyuyoruz. Ben bütün Türkiye'ye bu istasyonları kurmalarını öneriyorum. Bizi örnek alsınlar, daha önce yaptığımız bu çağrı yerlerine ulaşmış olmalı ki bu yıl Tarım ve Bakanlığımız bu çiftliklerden kurarak ürettiği sülün ve keklikleri bizzat Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker tarafından doğaya saldı. Bu tür çalışmaların ülke geneline yayılmasıyla görecekler ki kene vakası ve bunların getirdikleri KKKA hastalığı yok olacak. Bunun bir numaralı panzehiri sülün ve keklik üreterek doğaya salmaktır.''

Yenihan, bir kekliğin yılda 1 milyon adet kene yediğine işaret ederek, ''Keneye fazla ilaç parası vermelerine, milyon dolarları dışarıya yabancı ülkelere ilaç almak için vermelerine gerek yok. Sülün ve keklik üretelim, keneleri yok edelim'' diye konuştu.

 

Haber7

<<Önceki Sayfa |1/4|
Social Bookmarking
TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi
TurkeyRank.Com - TurkeyRank-Pagerank Servisi