Image Hosted by ImageShack.us
OKULLAR KAPANMASIN

Çocukları şiddete oyunlar mı hazırlıyor?

Çocukları şiddete oyunlar mı hazırlıyor? 

Amerikan güreşi, oyunlara da indi. Satışa sunulan en yeni oyunda rakibinizi yerden yere vuruyorsunuz. Çocukların ve gençlerin bu oyunları oynaması ne kadar doğru? İşte editörlerin oyun hakkındaki görüşleri.

Çocukları şiddete oyunlar mı hazırlıyor?

Foto GaleriVideoyu izlemek için tıklayınHulk Hogan'ın filmleri ve çizgi filmleri sayesinde, hem ülkemizde hem de dünya çapında büyük ilgi toplayan Amerikan Güreşi artık tam bir şov haline geldi.

Dünya çapında, profosyonel bir organizasyon olan bu spor tarzı birkaç kola ayrıldı. Günümüzde, her şampiyonanın altındaki dövüş türleri bir birinden farklı hale getirilmiş durumda.

Her yıl, bu gruplarda  başarı gösteren dövüşçüler dünyanın en büyük organizasyonlarından biri olan Wrestlemania'ya davet ediliyor.

Şu anda tamamen, tiyatro ağırlıklı bir dövüşe dönen Amerikan Güreşi, bir süredir oyun dünyasının da konuğuydu. Bu tarz, fanatikleri bol olan ve belirli bir satışı garantileyen oyunlar genelde kendilerini tekrarlar durur.

Ancak Smackdown VS RAW serisi her yıl içeriğini genişletip, kendiyle yarışır bir hale geldi. Serinin 2010 versiyonu, bir önceki oyuna kıyasla daha gerçekçi. Teknoloji sitesi ShiftDelete.Net'teki oyun editörleri tarafından yapılan incelemeye aşağıdaki videodan ulaşabilirsiniz.

Smackdown VS RAW 2010, grafik kalitesi ve detaylarıyla büyük dikkat çekiyor. Televizyon şovu şeklinde ayarlanmış senaryo modu  bu sporun meraklılarını kendilerine çekecek gibi görünüyor.

Smackdown VS RAW 2010, oyunlardaki şiddeti ve oyun severlerin bu oyunlardan ne kadar etkilendiği de tekrar gündeme geldi.

:: Bu oyun için ne dediler?

Haber7

Evliliklerde problemler nasıl çözülmeli?

Evliliklerde problemler nasıl çözülmeli? 

Kavgalar bütün evliliklerde yaşanan kaçınılmaz bir sorundur. Önemli olan her iki tarafın da, sorunları çözme becerisini gösterebilmesidir. Kalp bilgisayarınızı formatlayın. Eşinize karşı kötülükleri yazan kalem değil, silgi gibi olun.

Evliliklerde problemler nasıl çözülmeli?

GÜLAY ATASOY'un haberi

Her evlilikte küçük sorunların yaşanabileceğini ve bu durumun hayatın sonu olmadığını kabul edin. Eşiniz sizin köleniz ya da hizmetliniz değildir. Eşinize karşı kötülükleri yazan kalem değil, silgi gibi olun. Eşinize sevginizi her fırsatta gösterin. Her sözden, her hareketten bir mana çıkarıp hayatınızı zindan etmeyin. 
 
Eşler, küçücük bir problem karşısında ümitsizliğe düşüyor, karamsar bir ruh haline bürünüyorlar. Bu sebeple de "geçimsizlik" sürüp gidiyor. Evliliğinin üzerine kara bulutların çöreklenmesini istemeyenler, şu noktaları dikkate alırlarsa problemlerini asgariye indirebilirler:

Eşinizi hizmetliniz olarak görmeyin. Her şeyden evvel eşinizin emrinize verilmiş hizmetli değil, hayat arkadaşınız olduğunu unutmayın. Bir arkadaş, arkadaşından ne beklerse ondan fazlasını beklemeyin. Çünkü aşırı beklenti eşleri yılgınlığa sokar.

Kalp bilgisayarınızı formatlayın. "Eşim bugün şunu yaptı. Dün de şöyle demişti." diyerek eşinizin hatalarını sürekli dosyalayıp yedeklemeyin. Sık sık o kin ve nefret dosyalarını formatlayın. İnanın, o kadar acı senaryolara sizin bile kalbiniz dayanmaz.

Kalem değil silgi olun. Elbette her evlilikte problem olur. Eşlerin birbirine ters gelen hareketleri bulunabilir. Bu sebeple eşinizin kötülüklerini yazan kalem değil, o kötülükleri silen silgi olun. Çünkü, yazılan her kötülük zamanla gönül defterinizin sayfalarını kirletir. Kirletilmiş sayfalara ise "sevgi" sözcüğü yazılmaz.

"Bana ne?" demekten kaçının. Bütün aile yükünü eşinizin omuzuna yıkıp "Bana ne?" diyerek sorumluluktan kaçmayın. Çünkü onca fedakârlık yükünün altında ezilen, eşinizin ruh dünyası olabilir.

Eşinizin özgürlüğüne fazla müdahale etmeyin. Her şeyi ince eleyip sık dokumayın. Her kelimenin üzerinde saatlerce düşünmeyin. Her nokta ve virgüle bir vücut rengi verip evliliğinizi kâbusa çevirmeyin. Eşinize sırtında yumurta küfesiyle yaşamanın tedirginliğini yaşatmayın.

Her gittiği yerin haritasını, yaptığı işin raporunu istemeyin. Kişilik haklarına saygılı olun. Hiçbir kadın eşinin saat başı telefon edip kendisini kontrol etmesini, hiçbir erkek de bir toplantıda beş kez aranmasını istemez. Hele de bir polis hafiyesiyle yaşamak hiç istemez.

Mutluluk emek ister. Evlilikte saadet bahçesinin gülleri çapa ister. Sulanmak, çevresindeki yabani otlardan arınmak ister. Bu zahmeti esirgeyenler ne gülleri görür ne kokusuyla sarhoş olur. Bir çiftçi bile tarlasına ne emekler verir. Özenle tarlasını sürer, tohumunu ve gübresini atar. Döktüğü alın terinin ve emeğinin karşılığını ise sapsarı başaklarla alır.

Evlilik okulunuzun sıralarına oturun. Bir diploma uğruna yıllarca okul sıralarına oturulur. Geceler boyu uykusuz kalınır. Onlarca kitap okunur. Öyleyse şimdi de evlilik okulunuzun sıralarına oturun. Çaba sarf edin, alın teri döküp, uykusuz kalın ve mutluluğu yakalayın.

Evlilik okulundaki sıra arkadaşınızı sevin. Unutmayın "sevilen eş uysallaşır, sevilmeyen eşse hırçınlaşır". Bu cümleden olarak kalbinizdeki sevgi pınarının musluğunu sonuna kadar açın. Açın ki, eşinizin gönül bahçesindeki ağaçlar, mutluluk meyvesi versin. Şayet o musluğu sonuna kadar kapatırsanız eşinizin gönül bahçesindeki ağaçların boynu bükülür, yaprakları sararır, çiçekleri açmadan solar.

Zaman

haber7

Çocuklar için 10 süper yiyecek

Çocuklar için 10 süper yiyecek 

Uygun bir gelişim için özel vitamin ve minerallere ihtiyaç duyan çocukların hem severek yiyecekleri hem de sağlıklı on besin.

Çocuklar için 10 süper yiyecek

Vasfiye Özcambaz'ın haberi

Çocukların zihinsel, fiziksel ve duygusal gelişimleri için beslenmelerine çok dikkat etmek gerek. Uzmanlar, çocukların uygun bir gelişim için özel vitamin ve minerallere ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.

Ancak maalesef aileler çocuklara sağlıklı yiyecekler yedirme konusunda zorluk yaşıyor. Hele de çocuk yemek seçiyorsa veya iştahsızsa... İşte, çocukların hem severek yiyecekleri hem de sağlıklı on besin.

1- Et: Protein ve B vitaminleri bakımından zengin. Gelişen vücutların ihtiyacı olan niasin, çinko ve demir ile mineraller bulunuyor. Et de sisteminize beyin geliştiren kolin sağlamanın yollarından biridir. Yetişkinlerin kaçındığı kolesterol ve yağ, küçük çocuklar ve gelişmekte olan vücutları ile beyinleri için iyidir. Dengeli bir yemek için eti sebzelerle birlikte güveç olarak pişirebilirsiniz. Hamburgerler ve küçük et parçaları da birer seçenektir, ancak her zaman bu şekilde yapmamalısınız. Sebzelerle eti bir arada pişirmenin diğer iyi yolu ise mangalda pişirmektir.

2- Yumurta: İçerdiği protein dolayısıyla çocuklar için süper bir yiyecek. Yumurtada bir düzineden fazla vitamin ve mineral bulunuyor. Ayrıca yüksek oranda çocuklarda beyin gelişimi için hayati bir besin olan kolin var. Yumurta, dünya üzerinde en çok pişirme seçeneğine sahip yiyeceklerden biri.

3- Süt: Kalsiyum ve fosfor, sağlıklı kemik gelişimi için gerekli iki mineraldir. Bu iki mineral sütte fazlasıyla var. Süt protein, enerji yakıtı karbonhidratlar, magnezyum ve A vitaminiyle stoklanıyor. Çocukların 2 yaşına kadar tam yağlı süt içmesi gerekirken, bundan sonra ise yağı azaltılmış süt tüketmeleri gerekiyor.

4- Ağaç çilekleri: Yetişkinler ve çocuklar için en besleyici gıdalardan biridir. Yaban mersini, çilek veya ahududu potasyum, C vitamini, lif, karbonhidrat ve serbest radikallerle savaşan antioksidanlar sağlıyor. Çok az yağ bulunan çilekler, taze olarak her çocuğun beslenmesinde bulunmalı. Ekstra vitamin sağlamak için bu çileklere yoğurt, tam tahıllı gevrekler de ilave edebilirsiniz.

5- Ton balığı: Protein, niasin, B vitamini, demir ve çinko takviyesi yapmanın en iyi yolu ton balığı. Yağı az olan ton balığında, omega 3 yağ asitleri bulunuyor. Doymamış yağlar beyin gelişimine yardımcı oluyor. İçindeki cıvadan dolayı ton balığını belirli miktarda yemelisiniz. Salatada güzel olur.

6- Yoğurt: Yoğurt çocukların severek yediği yiyeceklerden biri. Kalsiyum, protein, karbonhidrat, B vitamini, çinko ve fosfor içeriyor. Yoğurt taze meyvelerle daha fazla besin değerine sahip olur. Hatta yoğurdu taze meyvelerle dondurup dondurma olarak da yedirebilirsiniz.

7- Peynir: Peynir, çocuklar için süper bir yiyecek. Peynir kalsiyum, protein ve B12 vitaminiyle doludur. Peynirde fosfor da bulunuyor. Araştırmalar, yemekten sonra peynir yemenin diş çürümesini önlediğini söylüyor. Peyniri sandviçin içinde ya da bazı çorbalarla birlikte çocuğunuza verebilirsiniz. Ayrıca, salataları ve çocuğunuzun sevmediği ve hiç yemediği sebzeleri süslemede kullanabilirsiniz peyniri.

8- Tam tahıllar: Folik asit, demir, çinko ve B vitami bakımından zengin olan tam tahılların bazısı D vitamini ve kalsiyum açısından da zengindir. Önceden paketlenmiş tam tahılları alırken dikkatli olun. Özellikle krakerlerde trans yağ olarak bilinen doymamış yağ bulunup bulunmadığını kontrol edin. Kutunun önündeki iddiaları dikkate almayın, kutunun arkasındaki besin değerlerine bir göz atın.

9- Brokoli: Lifle dolu olan brokoli, özellikle gelişmekte olan çocuklar için en süper gıdalardan biri. Birçok vitamin ve mineralle dolu brokoli, çocukların iyi görmesine ve hücre hasarının engellenmesine yardım eder. Çocuklar brokoliyi çiğ yerse, ihtiyacı olan tüm besinleri alır. Çocuğunuz seviyorsa, kızgın yağda çevire çevire çabucak pişirebilir ya da güveçte yemeğini yapabilirsiniz. Yağı azaltılmış salataya brokoliyle süsleme yapabilirsiniz.

10- Yer elması: İyi bir besin kaynağı olan yer elmasının tadı çocuklar tarafından seviliyor. Bu tatlı sebze potasyum, C vitamini, lif, folat, A vitamini, kalsiyum, demir içeriyor. Dünyadaki besin değeri en yüksek olan sebzelerden biridir. Püresi de yapılan yer elmasını ızgarada pişirebilir, kavurabilir ya da lezzetli bir güveç yemeği olarak hazırlayabilirsiniz. Fırında patates gibi de pişirebilirsiniz. Yer elması ayrıca şeker hastaları için iyi bir seçenek, çünkü kan şekerinin dengelenmesine yardım ediyor.

(Zaman)

haber7

Yemeyen çocuklara yemeğin resmini gösterin!

Yemeyen çocuklara yemeğin resmini gösterin!


Mızmız çocuklara istemedikleri yemekleri yedirmek için önce yemeğin fotoğraflarının gösterilmesinin fayda sağladığı belirlendi.



İngiltere'deki Reading Üniversitesi psikologları, düzenli olarak sebze ve meyve resimleri gösterilen bir yaşındaki bebeklerin, normal diyetlerinin bir parçası olmayan bu besinleri tatmaya çok istekli olduklarını saptandı. Daily Telegraph'taki habere göre, araştırma çerçevesinde ebeveynlere ikisi sebze ve ikisi meyve olmak üzere 4 gıdanın fotoğraflarının olduğu bir kitap verildi. Bunlardan ikisinin havuç ve üzüm gibi çocukların bildiği gıdalar olduğu, diğer ikisinin turp ve Çin'de yetişen liçi gibi sebze-meyveler olduğu belirtildi.

Daha sonra ebeveynler iki hafta boyunca her gün çocuklarına bu kitabı okudular. Bu sürenin sonunda çocukların önüne ikisi kitapta yer alan ikisi almayan 4 sebzeyle meyve tabağı koydular. Çocukların, eğer daha önce fotoğraflarını görmüşlerse, şimdiye kadar tatmadıkları sebze ve meyvelere daha fazla ilgi gösterdikleri belirlendi. Araştırmanın başkanı Dr. Carmel Houston-Price, "Çocuklara sağlıklı gıdaların fotoğraflarını göstermenin bunları tatma arzularını artırabileceğini düşünüyoruz" dedi.

Yeni Asır

Mızmız çocuklara yemek yedirme formülü

Mızmız çocuklara yemek yedirme formülü 

Mızmız çocuklara istemedikleri yemekleri yedirmek için önce yemeğin fotoğraflarının gösterilmesinin fayda sağladığı belirlendi. Çocukların, eğer daha önce fotoğraflarını görmüşlerse, yemeklere daha çok ilgi gösteriyor.

Mızmız çocuklara yemek yedirme formülü

İngiltere'deki Reading Üniversitesi psikologları, düzenli olarak sebze ve meyve resimleri gösterilen bir yaşındaki bebeklerin, normal diyetlerinin bir parçası olmayan bu besinleri tatmaya çok istekli olduklarını saptandı.

Daily Telegraph'taki habere göre, araştırma çerçevesinde ebeveynlere ikisi sebze ve ikisi meyve olmak üzere 4 gıdanın fotoğraflarının olduğu bir kitap verildi.

Bunlardan ikisinin havuç ve üzüm gibi çocukların bildiği gıdalar olduğu, diğer ikisinin turp ve Çin'de yetişen liçi gibi sebze-meyveler olduğu belirtildi.

Daha sonra ebeveynler iki hafta boyunca her gün çocuklarına bu kitabı okudular.

Bu sürenin sonunda çocukların önüne ikisi kitapta yer alan ikisi almayan 4 sebzeyle meyve tabağı koydular.

Çocukların, eğer daha önce fotoğraflarını görmüşlerse, şimdiye kadar tatmadıkları sebze ve meyvelere daha fazla ilgi gösterdikleri belirlendi.

Araştırmanın başkanı Dr. Carmel Houston-Price, "Çocuklara sağlıklı gıdaların fotoğraflarını göstermenin bunları tatma arzularını artırabileceğini düşünüyoruz" dedi.

AA

haber7

Manisa'da Kadına karşı şiddet etkinliğine 5 kadın katıldı

Kadına karşı şiddet etkinliğine 5 kadın katıldı 

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla Manisa'da düzenlenen etkinliğe beklenen ilgi gösterilmezken, törene sadece 5 kadının geldiği görüldü.

Kadına karşı şiddet etkinliğine 5 kadın katıldı

Cumhuriyet Meydanı'nda bulunan Atatürk ve Milli Egemenlik Anıtı önünde organize edilen törene, Manisa Belediye Başkan Yardımcısı Nursel Ustamehmetoğlu, Belediye Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Yonca Ekmekçi, Yerel Gündem 21 Kadın Meclisi Başkanı Seher Taydaş, Türkiye Yardım Sevenler Derneği Manisa Şube Başkanı Beyhan Yörür ile Avukat Tülin Çevik Turbil katıldı.

Alanda yoğun güvenlik önlemlerinin alındığını gören heyet, güvenlik güçlerine bunun gerekçesini sordu. Polisler, hazırlığın KESK'in uyarı greviyle ilgili olduğunu, kendilerine anıt önünde yer ayrıldığını belirtti.

Manisa'da 7 kadın dernek ve birliği temsilcilerinin gelmesi beklenen alanda, 5 kişinin bulunması, heyete sıkıntılı anlar yaşattı.

Bunun üzerine cep telefonlarıyla ilgili dernek ve birlik temsilcilerini arayan kadınlar, verilen saatte katılımın olmaması üzerine töreni 5 kişiyle yaptı.

Anıta çelenk sunulmasının ardından kadınlar adına basın açıklamasını yapan Yerel Gündem 21 Kadın Meclisi Başkanı Seher Taydaş, kadınlara, ''Eğer şiddet görüyorsanız ya da bir yakınınız görüyorsa, 155 Polis İmdat telefonunu arayarak, şikayetçi olduğunuzu bildirebilirsiniz. 24 saat hizmet veren 0 212 656 96 96 numaralı Alo Şiddet hattını da arayarak ne yapabileceğiniz hakkında bilgi alabilirsiniz. Ailenin Korunması Kanunu'ndan her zaman yararlanabilirsiniz'' diye seslendi.

Avukat Tülin Çevik Turbil ise kadınların böyle bir günde alanda olması gerektiğini belirterek, duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Kadına yönelik şiddetle mücadeleyle ilgili Başbakanlığın 2006/17 Sayılı genelgesi bulunduğunu ifade eden Turbil, bu genelgenin uygulanmadığını düşündüklerini kaydetti.

AA

Şiddet gören çocuk daha hızlı yaşlanıyor

Şiddet gören çocuk daha hızlı yaşlanıyor 

Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre, çocukluk çağında uygulanan fiziksel ve ruhsal şiddet vücudun yaşlanma sürecini hızlandırıyor.

Şiddet gören çocuk daha hızlı yaşlanıyor

Biological Psychiatry dergisinde yayınlanan çalışmada, Brown Üniversitesi'nden bir grup araştırmacı, kromozomların ucunu işgal eden, özellikleri olan yapılar, yani telomerler üzerine odaklandı.

Çocukken kötü muamele gördükleri belirtilen 31 kişinin telomerlerinin yaşam sürelerinin daha hızlı kısaldığını ve hücrelerin yaşlanma sürecinin hızlandığını buldular.

Her seferinde bir hücre bölünüyor, onun telomeri kısalıyor ve hücre ölüme daha yatkın hale geliyor.

Önceki araştırma, telomerlerin radyasyon ve sigara dumanı gibi toksinlere maruz kaldığında hızlı bir şekilde kısaldığını göstermişti.

Psikiyatrik problemler ile stresin de buna benzer etkisi olduğu biliniyor. Son zamanlarda yapılan çalışmalar da, hayatın erken döneminde görülen psikolojik travmaların gelecekte benzer problemleri biriktirebileceğini iddia ediyor.

Bu çalışma için, bilimadamları 22 kadın ile 9 erkeği incelediler. Bazı kişiler mutlu bir çocukluk geçirirken, diğerlerinin duygusal ve fiziksel kötü muameleye maruz kaldığı ve çocukluk çağında ihmal edildiği rapor edildi.

Uzmanlar, çalışmanın daha geniş ölçekli olarak yenilenmesi gerektiği konusunda uyarıda bulundular.

Zaman

Çocukların kirlenmelerine izin verin

Çocukların kirlenmelerine izin verin 

Çocukların üstlerini başlarını kirleterek oynamalarına izin verilmesi gerektiği, çünkü çok temiz olmanın derinin kendi kendisini onarma yeteneğini engelleyebileceği belirtildi.

Çocukların kirlenmelerine izin verin

Daily Telegraph'taki habere göre bilim adamları, derinin üzerindeki bakterilerin, yaralanma durumunda iltihapla mücadelede önemli rol oynadığını belirlediler.

San Diego'daki California Üniversitesinden dermatolog Prof. Richard Gallo başkanlığındaki bir ekip, fare ve insan hücreleri üzerinde yaptığı araştırmada, deri yüzeyinde bulunan stafilokok adlı bakterinin, yaralandıktan sonra oluşabilecek iltihabı önleyebildiğini saptadı.

Prof. Gallo, stafilokok bakterisinin bir ögesinin iltihabı önleme mekanizmasını ilk kez kendilerinin bulduklarını söyledi.

 Bu etkinin, derinin dış tabakası üzerindeki esas epitel hücreleri kerotinosit üzerinde etkili olan, stafilokok lipoteikoik asit adlı molekül sayesinde sağlandığı belirtildi. 

"Parents Outloud" adlı bir baskı grubu, araştırmanın, sağlık kaygısıyla çocukların üzerine titremenin önlenmesi yönündeki kampanyalarına bilimsel destek sağladığını bildirdi.

Grubun sözcüsü Margaret Morrissey, "Bu araştırma ebeveynlerin, çocukların sokağa çıkıp oynamaları ve üstleri-başlarını kirletmelerinin doğal olduğunu ve sağlıklarını tehlikeye atmayacaklarını anlamalarını sağlayacağını umuyorum" dedi.

Morrissey, ebeveynlerin sürekli, çocuklarını temiz ve sağlıklı tutmak için antibakteriyel ürünler alma yönünde bombardımana tabi tutulduğunu hatırlattı.

Toxic Childhood adlı kitabın yazarı Sue palmer da, "çocukları sarıp sarmalamanın ve mikroplarla karşılaşmalarına izin vermemenin daha zararlı olduğunu" söyledi.

Bulgular, küçükken mikroplara maruz kalmanın, bağışıklık sistemini alerjileri önlemede savaşa hazırladığı yönündeki önceki araştırmaları destekliyor.

"Hijyen hipotezi" daha önce, gelişmiş ülkelerde giderek daha çok sayıda çocuğun egzema ve saman nezlesi gibi alerjilere yakalanmalarına açıklama getirmek için kullanılmıştı.

AA

haber7

Türk kadını kanser kontrolüne ilgisiz

Türk kadını kanser kontrolüne ilgisiz 

Hollanda'da yapılan araştırmada Hollanda'daki yabancı kadınlar arasında Türk kadınlarının diğer kadınlara oranlara meme kanserinden korunma kontrollere ilgisinin az olduğunu ortaya konuldu.

Türk kadını kanser kontrolüne ilgisiz

Hollanda'da yapılan bir araştırma, meme kanserinden korunmak amacıyla kontrol için yapılan çağrılara ve bu alandaki araştırmalara katılma konusunda, Türk kadınlarının da aralarında bulunduğu Müslüman yabancı kadınların, Hollandalılarla kıyaslandığında daha az ilgi gösterdiğini ortaya koydu.

Yabancılar ve sağlık konusundaki çalışmalarıyla tanınan Pharos Vakfı tarafından yapılan araştırmaya göre, meme kanseri için yapılan kontrollere Hollandalı kadınların yüzde 83'ü katılırken, bu oran Türklerde yüzde 60, Fas kökenli kadınlarda yüzde 50 oldu.

Vakfa göre, Müslüman kadınların meme kanseri için yapılan kontrollere daha az gitmesinde korku, tabu, yeterince bilgi sahibi olmama gibi faktörler etkili oluyor.

Türk ve Faslı kadınların kanser için yapılan kontrollere Hollandalılara göre daha az gittiğini ortaya koyan bu araştırma, 10 yıl önce yapılan araştırmalarla karşılaştırıldığında ise belirli bir ilerlemeyi ortaya koyuyor. 10 yıl önce yapılan araştırmalarda Faslı kadınların ancak yüzde 40'ı, Türk kadınlarının ise yarıya yakını bu amaçla yapılan kontrol ve araştırmalara katılıyordu.

Araştırmayı yapan Pharos Vakfına göre, Müslüman kadınların da Hollandalılar gibi meme kanseri için yapılan kontrollere ve araştırmalara daha sık katılması için bu kesime yönelik ilgili kurumların hastalık ve önemi konusunda bilinçlendirme faaliyetlerinde bulunması gerekiyor.

AA

haber7

Çocuklarda altını ıslatma çözümsüz değil

Çocuklarda alt ıslama çözümsüz değil 

Pek çok anne baba geceleri alt ıslatma durumunu utanılacak bir davranış bozukluğu olarak algılıyor ve yardım alma gereği duymuyor. Psikologdan yardım alma konusunda ise utanıyor.

Çocuklarda alt ıslama çözümsüz değil

Bu durumun psikolojik olduğunu düşündüklerinden herhangi bir psikologdan yardım almaya da utanıyorlar. Oysa araştırmalar gösteriyor ki her 5 çocuktan 1’i aynı problemi yaşıyor. Problemi ve çözümlerini Uzman Devrim Atılkan anlatıyor. Çocuklarda, biyolojik olarak idrar kontrolü sistemi ilk 5 yaş içerisinde tamamlanıyor. 5 yaş ve üzeri çocuklarda en az 3 ay süre ile ayda en az 2 kez, 6 yaşından sonra ayda en az 1 kez, gece veya gündüz, düzenli olarak altını ıslatıyorsa bir rahatsızlıktan söz edilebiliyor. Bu gibi durumlarda bir uzmana danışma vakti gelmiştir deniyor.

ERKEKLERDE DAHA ÇOK RASTLANIYOR

Daha önce altını ıslatmayan çocuklarda 5-8 yaş arası tekrar altını ıslatma olayı başlayabilir. Bu gibi durumlarda genellikle sorunun psikolojik kökenli olduğu düşünülür. Oysa yapılan araştırmalar göstermiştir ki; sorun psikolojik olabileceği gibi altında daha çok fizyolojik bir problem vardır. Bu sebeple ilk aşamada ürolojik ve nörolojik bir hastalığın olup olmadığı idrar testi ile kontrol edilmelidir. Erkek çocuklarında, kız çocuklarına oranla 3 kat fazla yaşandığı gözlemlenmiştir. Genelde ebeveynlerin çocukluk yıllarında benzer durumlarla karşılaşıldığı hikâyesi anlatılır ve kendiliğinden geçmesi beklenir. Bilin ki; kendiliğinde düzelme oranı sadece yüzde 5-10 arasında olduğu saptanmıştır.

TEDAVİ İÇİN NERELERE BAŞVURABİLİRİM?

Çocuğunuzu mutlaka çocuk ürologuna götürmeniz öneriliyor. İlk aşamada idrar tetkiki yapılıyor. Ültrasonografi, sondalı mesane filmi, ilaçlı böbrek filmi sorunun psikolojik mi, fizyolojik mi teşhisi aşamasında önemli rol oynuyor. Ayrıca Türkiye’de ilk olan, idrar kaçıran çocukların tedavi görebileceği bir merkez açıldı. Akdeniz Üniversitesi’nde yer alan Enürezis Polikinliği bu problemi yaşayan çocuklar ve aileleri için önerilen en iyi adres.

AiLELERE ÖNERiLER...

5 yaş üstü çocuklarda alt ıslatmanın tedavi gerektiren bir süreç olduğunun farkına varıp, bu konuda tüm ailenin etkileşimli olarak çaba göstermesi gerekiyor. 

Etkileşimli çaba ile öngörülen; çocuğu azarlamak, dövmek, tehdit etmek vb. davranışları uygulamamak. Uygulandığı taktirde çocuğun ilerleyen yaşlarında davranış bozuklukları gözlemlenebiliyor.

Alt ıslatma davranışı ile ilgili kesinlikle dalga geçilmemesi gerekiyor. Sen bebek misin hâlâ altına kaçırıyorsun gibi küçümseyici, iğneleyici cümleler özellikle kullanılmamalı.

Çocuğun ıslak kalkmasında üzülmesin diye sevip, okşamak gibi davranışlar ve kuru kalktığında aferin, alkış ya da sevecenlik gibi davranışlar uygulanmaması önem taşıyor. Özetle çocuğunuz grip ya da nezle vb. hastalıktaki tedavi süreçlerinde nasıl davranıyorsanız öyle davranmanız gerekiyor.Bu çocuğun psikolojisi için şart.

Bugün

haber7

<<Önceki Sayfa |1/10|
Social Bookmarking
TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi
TurkeyRank.Com - TurkeyRank-Pagerank Servisi